YOLİSLAM......

islami paylaşımlar, şiirler, islami yazı.......
 
AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 KURAN’DA DİKKAT ÇEKİLEN TEBLİĞ YÖNTEMLERİ

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SevdaLinka
Moderateur
Moderateur
avatar

Mesaj Sayısı : 169
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 16/02/08

MesajKonu: KURAN’DA DİKKAT ÇEKİLEN TEBLİĞ YÖNTEMLERİ   Ptsi Şub. 18, 2008 6:41 am

KURAN’DA DİKKAT ÇEKİLEN TEBLİĞ YÖNTEMLERİ

Tarih boyunca ALLAH 'ın birbiri ardınca gönderdiği elçiler cahiliye toplumu insanlarını ALLAH ’a iman etmeye ve O’na kulluk etmeye davet etmişlerdir. ALLAH Kuran’da “sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun...” ayetiyle, bu ibadetin elçilerin olduğu kadar, müminlerin de ana sorumluluklarından birisi olduğunu belirtmiştir. (Al-i İmran Suresi, 104)

Ancak müminlerin bu konudaki yükümlülükleri sadece dini tebliğ etmektir, yani insanlara ALLAH ’ın hükümlerini anlatmak, onları Kuran ahlakını yaşamaya davet etmektir. İnsanlara hidayeti ve anlayışı verecek olan ALLAH ’tır. Müminlere düşen, Kuran’ın gösterdiği yöntemleri en iyi şekilde uygulamaktır. Yoksa insanların inanıp inanmamaları konusunda onların üzerinde herhangi bir sorumluluk yoktur.

İşte ALLAH müminlere, bu sorumluluklarını yerine getirmede kolaylık olarak Kuran’da hem açık hükümlerle, hem de çeşitli kıssalarla pek çok yöntem göstermiş ve peygamberlerin bu konudaki uygulamalarından örnekler vermiştir. Bu bölümde, Kuran’da işaret edilen tebliğ yöntemlerini, değişen şart ve ortamlara göre ALLAH ’ın müminlere sunduğu çözümleri inceleyeceğiz.


Tebliğde Hiçbir Karşılık Beklenmediğinin Vurgulanması
Kendisine tebliğ yapılan kişinin anlatılanları hiçbir önyargı, şüphe ve baskı altında kalmadan, tamamen hür düşünce ve vicdan ile değerlendirebilmesi gerekir. Bunun ilk şartı ise kendisine dini anlatan kişinin samimiyetinden emin olmasıdır.

Müminleri tanımayan ve onlar hakkında bilgisi de olmayan bir kişinin, yaşadığı cahiliye ortamının etkisiyle, inananlara karşı birtakım önyargılar beslemesi ve şüpheci yaklaşması ilk başta doğal olabilir. Örneğin kendisine dini yaşaması için vargücüyle bir şeyler anlatan bir müminin, bunu neye karşılık yaptığına dair aklına bazı sorular gelebilir. Kendi düşünce sisteminde herşey bir çıkar ilişkisi içinde olduğu için, ALLAH ’a inanan insanların tek çıkar olarak ALLAH ’ın rızasını gözettiklerini kavrayamayabilir. Ya da karşı tarafın anlatacağı bilgilerin doğruluğu konusunda daha en başından bir tereddüt ve önyargı içerisinde olabilir. Bu nedenle kişinin tüm bu endişelerini ve kuşkularını, onun dile getirmesini beklemeden gidermek, müminin tebliğ öncesinde üzerine düşen en önemli sorumluluklardan biridir.

Kuran’a baktığımızda da, tüm peygamberlerin gönderildikleri topluluklara öncelikle telkin ettikleri gerçeğin, bu kuşkuları gidermeye yönelik olduğunu görürüz. Peygamberler, ALLAH ’ın büyüklüğüne ve ahiretin gerçekliğine kesin bir bilgiyle inanan ve tüm hayatlarını yalnızca ALLAH ’ın rızasını kazanmaya adamış kimselerdir. Cennetin ve cehennemin varlığına kesin bir bilgiyle iman eden elçiler, karşılaştıkları her insanın cehennem gibi sonsuz ve korkunç bir azaba uğramasından endişe ederler. Onları yanlış olan şeylerden sakındırmaya çalışır ve onlara ALLAH ’ın gücünü ve büyüklüğünü anlatırlar. Tüm bu çabalarının karşılığında ise tek beklentileri ALLAH ’ın hoşnutluğunu kazanabilmektir. Bunun dışında insanlardan bekledikleri dünyevi hiçbir menfaat yoktur.

Kuran’da elçilerin tebliğ öncesinde bu konuya dikkat çekerek, karşı tarafın endişelerini gidermeye çalıştıklarına işaret edilmiştir. Bu konudaki ayetlerden bazıları şöyledir:

Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (Şuara Suresi, 180)

İşte ALLAH ’ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy. De ki: “Ben bunun için sizden bir ücret istemiyorum. O (Kuran), alemlere bir ‘öğüt ve hatırlatmadan’ başkası değildir.” (Enam Suresi, 90)

(Hz. Hud): “Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz?” (Hud Suresi, 51)

Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: “Ey kavmim, elçilere uyun” dedi. “Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir.”(Yasin Suresi, 20-21)

Öyleyse tüm müminler için, tebliğe başlamadan önce ayetlerin işaretine uyarak bu noktayı baştan aydınlatmaları, sonuç alabilmeleri açısından çok isabetli olacaktır. Özellikle günümüzde cahiliye toplumundaki insanların herşeyi maddi menfaat karşılığında yapmaları insanların herkese karşı bu tip bir önyargıya sahip olmalarına sebep olmuştur. Bu sebepten bu tür bir açıklamanın karşı tarafı rahatlatacağı kesindir.


Dini Anlatan Kişinin Güvenilir Olduğunu Belirtmesi


Kuran’da tebliğ konusunda dikkat çekilen bir başka yöntem ise, dini anlatan kişinin güvenilir, doğru sözlü ve dürüst bir insan olduğunu baştan belirterek kendisini tanıtmasıdır. Nitekim Kuran’da tüm peygamberlerin, gönderildikleri topluluklara öncelikle kendilerini tanıttıklarını ve ALLAH 'ın görevlendirdiği, güvenilir birer elçi olduklarını belirttiklerini görüyoruz:

“Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim” ayeti, müminin kendisini tanıtırken asıl vurgulaması gereken karakter özelliğinin güvenilirlik olduğuna işaret etmektedir. (Şuara Suresi, 107)

Çünkü karşı tarafın kuşkularını dağıtacak, güven sağlayacak ve manen rahatlatacak olan asıl konu budur. Eğer kişi güvenilir, dürüst ve doğru sözlü bir insan ise, anlattıkları da gerçekten dinlemeye ve üzerinde düşünmeye değer nitelikte olacaktır. Ama eğer kişi karşı tarafın güvenilirliğinden şüphede ise tüm anlatılanlara savunma psikolojisi ile yaklaşacaktır. Bu aşama, Kuran’da gösterilen yöntemlerle tam olarak aşıldığında ise kişi kendisine anlatılanlar üzerinde dikkatini toplayarak dinlemeye ve anlamaya çok daha açık olacaktır.


Karşı Tarafın Yanlış İnançlarının Çürütülmesi
Tebliğ yapılacak kişinin tereddütlerinin ve önyargılarının ortadan kaldırılmasının ardından, kişiye bilgi aktarmaya başlamadan önce, sahip olduğu batıl ve çarpık inançların çürütülmesi ve bunların geçersizliğinin ispat edilmesi gerekir. Bu aşama oldukça önemlidir çünkü sahip olduğu batıl inanç ya da felsefenin geçersizliğine inanmayan kişi, bunlardan kopmak istemeyeceği için bunun aksi yönde yeni bir bilgiye de kapalı olur. İşte bu noktada kişinin düşünce yapısındaki tıkanmayı giderip, gerçek bilgiyi kendisine aktarabilmek için, ALLAH Kuran’da müminlere bir yöntem gösterir.

Bu yöntem, söz konusu batıl inançların akılcı, bilimsel ve görsel metodlarla çürütülmesi, yani maddi ve manevi olarak açmazda ve geçersiz bir sistem olduğunun bir bütün olarak açıklanmasıdır. İbrahim peygamberin kavmine olan tebliği ise bu üsluba oldukça güzel bir örnektir:

Hani, babasına ve kavmine: “Siz neye kulluk ediyorsunuz?” demişti. Demişlerdi ki: “Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz.” Dedi ki: “Peki, dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?” Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu? “Hayır” dediler. “Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk.” (İbrahim) Dedi ki: “Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?” Hem siz, hem de eski atalarınız? (Şuara Suresi, 70-76)

İbrahim peygamber hem akla, hem de mantığa hitap edecek şekilde kavmine sorular sormuş ve inandıkları sistemin geçersizliğini aşama aşama kendilerine fark ettirmiştir. Aynı zamanda her soruyla birlikte kişilerin vicdanlarına başvurmalarını sağlamış ve kendi sistemlerinin mantıksızlığını onlara ikrar ettirmiştir. Çünkü taşlardan yonttukları putlara tapmakta olan kavim, sırf atalarının bu taşlara ibadet ettiklerini bildikleri için, hiç düşünmeden bu sistemi benimsemişlerdir. Ancak Hz. İbrahim gerçekleri gözler önüne serdiğinde ise, işte o zaman ne kadar şuursuz ve aciz varlıklara tapındıklarını fark etmişlerdir.

Nitekim İbrahim peygamber de, bunun ardından ALLAH ’ı sıfatlarıyla tanıtarak, hiçbir gücü olmayan cansız taş parçaları ile tüm varlıkların tek hakimi ve sonsuz güç sahibi olan ALLAH ’ın varlığı arasındaki kıyaslanamaz farklılığı ortaya koymuştur:

İşte bunlar, gerçekten benim düşmanımdır; yalnızca alemlerin Rabbi hariç

Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O’dur;

Bana yediren ve içiren O’dur;

Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur;

Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O’dur,

Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O’dur; (Şuara Suresi, 77-82)

Böylece putlara tapan bu kavim, uygulanan tebliğ metodları sayesinde içerisinde bulundukları durumun mantıksızlığını kısa bir an için dahi olsa kavrama imkanı bulmuştur.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
KURAN’DA DİKKAT ÇEKİLEN TEBLİĞ YÖNTEMLERİ
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Cevaplarlı olmak, Kuran kurslu olmak

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YOLİSLAM...... :: KURAN VE EFENDİMİZ (sallallahualeyhivesellem)... :: Kuran-ı Kerimi Anlamak-
Buraya geçin: